Nasreddin Hoca mezarı ile ilgili olarak bu
günlerde bütün haber bültenlerinde şöyle bir iddia yer alıyor: “Anadolu
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Erol
Altınsapan, Sivrihisar ilçesinde bulunan ve Nasreddin Hoca'nın
oğlu Ömer'e ait olduğu sanılan taş sundukanın yapılan incelemede Nasreddin Hoca'nın
kendisine ait olduğunun belirlendiğini açıkladı.”
Şimdi bu iddiayı orta atan
Prof. Dr. Erol Altınsapan’ın öncelikle belirtelim ki bu ilk iddiası değil, 2003
yılında o zaman doçentken yine Sivrihisar’da
Fatma Hatun’un mezarını kurtarma kazısı yaparak çıkardığı kemiklerin
Nasreddin Hoca’nın kızı Fatma Hatun’a ait olduğunu iddia etmişti. O zamanları
Nasreddin Hoca üzerine araştırmalar yapan ve “Nasreddin Hoca ve 1555
Fıkrası” kitabının yazarı Dr. Mustafa
Duman “Sayın bilim adamı mezardan çıkan kemiklerin Nasreddin Hoca’nın kızı
Fatma Hatun’a ait olduğunu hangi yöntemle belirledi acaba?” sorusunu sormuştu.
Gazetelerdeki iddialardan
biri de bu sandukanın Selçuklu dönemi özelliklerini taşıdığıdır. Öncelikle
belirtelim ki Selçuklular döneminde Mevlana, Seyit Mahmut Hayrani türbelerinde
olduğu gibi daha çok ahşap sandukalar vardı.
Nitekim bu durum bilindiği için iddianın ilerleyen bölümlerinde sanduka
yerini mezar taşına bırakmıştır. Öncelikle karar verilmesi gereken bu sanduka
mı, mezar taşı mı?
Şimdi gelelim taş üzerindeki
yazıya, öncelikle şunu bilelim ki Selçuklu devrinde el yazısıyla yazılan bir
yazıyı okumak çok kolay değildir. Nitekim daha öncede Kayseri Müzesi’nde
bulunan bir lahit üzerindeki “
Emirüddin” yazısını yanlış olarak “Nasirüddin” şeklinde okunduğunu İ. Hakkı
Konyalı ortaya koymuştur. Sivrihisar’da bulunan taştaki yazıyı ilk olarak
okuyanlar şimdikine göre taşta yazmayan Ömer ismini nereden çıkarmışlardır.
Doç. Dr. Mehmet Mahur Tulum
taştaki yazıyı şu şekilde okumaktadır: 'Burada yatan kişi Şemseddin oğlu
Nasreddin Hoca'dır'. Şimdi şu soruya cevap arayalım: bu Nasreddin Hoca bizim
hocamız mıdır? Bütün kaynaklarda Nasreddin Hoca’nın babasının adı Abdullah
olarak geçmektedir. Bunu eski Sivrihisar müftüsü bile yazmıştı. Şemseddin
nereden çıktı?
İkincisi mezar
taşındaki “Nasreddin Hoca” şeklindeki
bir tabir klasik Selçuklu üslubu ve
sülüsü ile devrin adetlerine uymamaktadır. “Nasreddin Hoca” şeklindeki söyleniş
cumhuriyet dönemine aittir. Osmanlı döneminde “Hoca Nasreddin” ve “Hoca Merhum”
şeklinde söylenir. Selçuklu döneminde Mezar
taşında ise “Nasreddin Efendi” şeklindedir.
Gazetelerdeki resimlerde görüldüğü kadarıyla
taş üzerindeki yazının belli bir kısmının silindiği görülüyor. Dolayısıyla
okumaların ne kadar sağlıklı olduğu tartışma konusudur. Ne acıdır ki günümüzde maalesef
okuyamadığımız yerleri “uydur uydur
söyle” yöntemi uygulanıyor.
Selçuklu döneminde tek bir
Nasreddin Hoca yaşamamıştır. Ama her Nasreddin Bizim Nasreddin Hocamız
değildir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder