8 Şubat 2014 Cumartesi

NASREDDİN HOCA'NIN HANIMININ MEZARI KOZAĞAÇ’TA




          Türk halk bilgesi Nasreddin Hocanın yaşamı üzerine bugün için ne yazık ki yeterli bilgiye sahip değiliz. Kimi eski yazılı belgelerden, halk arasındaki söylentilerden, kimi fıkralardan çıkarılan ipuçlarına göre Nasreddin Hoca’nın yaşadığı dönem ve yer hakkında bilgiler oluşturulmaya çalışılmıştır.
           Türk Toplulukları arasında yaygın bir üne sahip olan Nasreddin Hocanın kendi memleketlerinde yaşadığını iddia edenler ortaya çıkmış, hatta ülkemizde değişik bölgeler Hocaya sahip çıkmaya çalışmışlardır. Nasrettin Hoca’nın Akşehir’de yaşadığı ve burada öldüğünü ispatlayan pek çok tarihi belgenin yanı sıra kendisinin ve ailesinin mezarlarının Akşehir’de bulunması Akşehirli olduğuna en büyük kanıttır. İki kızının mezar taşlarının bulunmasından sonra hanımlarından birinin Akşehir Kozağaç mahallesinde olduğu ortaya çıkmıştır.
           Nasreddin Hocanın eşi ile ilgili pek çok fıkrası vardır. Bu fıkralar arasındaki farklılık Hocanın iki veya üç kez evlendiğini gösterir. Hoca iki fıkraya göre iki eşlidir. Tüm fıkralarından çıkan sonuç ise, Hoca’nın birden çok eşi olduğunu göstermez. Yine Nasreddin Hoca’nın fıkralarına göre eşinin birinin Hoca hayattayken öldüğünü göstermektedir.
            Cahit ÖZTELLİ, Nasreddin Hoca adlı eserinde “Ressam Hüsnü Yusuf, 1857 yılında yaptığı bir gezide Akşehir’e uğramış, dolaştığı yerleri defterine not etmiştir. Notlar arasında şöyle bir kayıt var: Kozağaç karyesinde Valde Sultan, yüzde illetine deva olduğu, Nasrettin Hoca ve mahdumu burada açık bir anlam yok. Ama Hoca’nın köyle ilgisi olduğu ve oğullarından birinin mezarının burada bulunduğu anlaşılıyor. Bu köyde araştırma yapmak iyi olur.” şeklinde yazmaktadır. Ancak yazar, mahdum kelimesini oğul şeklinde yorumlaması ve bu kelimenin ikinci anlamı olan hizmet edene nispetle hanım göz önüne almaması onu kanaatimizce hataya sevk etmiştir.
          Eflatun Cem Güney, Nasreddin Hoca Fıkraları kitabında: “Hocanın karısı, ömrünün yarısı imiş; bu hatuncuk bugün Akşehir’in Kozağaç köyünde yatıyormuş” şeklinde yazmakta ve yine aynı kaynakta: “Kara toprağı kuru ağrı dedikleri göz hastalığı içinde birebirmiş, buna uğrayan olursa bir avuç toprağa, üç avuç su katar, hamur yapar, çamur yapar, gözlerine sürermiş ve üç güne kalmaz bir şeycikleri kalmazmış” şeklinde yer almıştır. Ayrıca yazara göre: “Nasreddin Hoca hakkında Akşehir mütefekkirleri arasında nesilden nesile intikal eden bazı rivayetler vardır. Mesela hocanın zevcesi, Akşehir mülhakatından Kozağaç karyesi mezarlığında medfun imiş.
          Mehmet Önder, “Güldüren Gerçek” adlı eserinde hocanın iki kez evlendiğini ilk karısından iki kızı olduğunu ve bu karısı ölünce yeniden evlendiğini ve ikinci karısından bir oğlu olduğunu belirtmektedir.
          Kemal Uzun, Nasrettin Hoca Araştırması kitabında Hocanın ilk karısını Sivrihisar’dan getirdiğini ve adının Atike olduğunu belirtmektedir.
Arş. Gör. Ali YAKICI, 1990’daki Nasrettin Hoca sempozyum bildirisinde: Nasrettin Hoca, Akşehir’de evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştır. Onun bilinen iki kızı Fatma Hatunla Dürrü Melek’in mezar taşları son yıllarda bulunmuştur”.şeklinde dile getirmiştir.
            Kozağaç Mah. sakinlerinde Ahmet AKIN bize şu bilgileri vermiştir: “Kozağaç çok eski tarihlerde kurulduğu tarihi kaynaklarca sabittir. Bugün Selçuklular döneminden kalma Selçuklu hamamı gibi eserler hala mevcudiyetini korumaktadır. Bu kadar eski olan bir yerleşim yerinin mezarlığının da çok eski olması pek tabiidir. Bu mezarlıkta Isırgan olarak adlandırılan bir yer var. Burayı herkes bilir, büyüklerimiz buranın Nasreddin Hoca’nın hanımının mezarı olduğunu söylerlerdi ve bu mezarın toprağının göz hastalıklarına(göz akıntısı, göz kaşıntısı v.b.) iyi geldiğine inanılırdı. Bu nedenle bu mezardan alınan toprak yandaki taşın üzerinde su ile çamur haline getirilip ağrıyan yer üzerine konulur ve hastalığın iyileştiği görülürdü. Bu çok eski zamanlardan beri uygulanmıştır. Büyüklerimiz buradan toprak alıp diğer köylerdeki hastalara götürdüklerini ve onların hep iyileştiğini anlatırlardı. Bu gün teknolojinin gelişmesi nedeniyle bu tedavi ortadan kalkmıştır. Ancak bu mezardan o kadar çok toprak alınmıştır ki bugün burası bir çukur haline gelmiştir.”
Kaynaklar:
1-Mehmet ÖNDER, Güldüren Gerçek
2-Kemal UZUN,Nasrettin Hoca Araştırması,1988
3-Arş.Gör. Ali YAKICI, Nasreddin Hoca Sempozyum Bildirileri, 1990.
4-Eflatun Cem GÜNEY, Nasrettin Hoca Fıkraları, Varlık Yayınları,1968 s.172
5-Cahit ÖZTELLİ, Nasreddin Hoca,Türk Etnografya ve Folklor Derneği Yayınları,
6-İsmail SİVRİ, Nasreddin Hoca’nın Dünyası, Performans Dergisi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder