8 Şubat 2014 Cumartesi

KIBRIS EDEBİYATINDA NASREDDİN HOCA FIKRALARI




          1 Temmuz 1570'te başlatılan Kıbrıs adasının fethi 1 Ağustos 1571'de Magosa kalesinin vire ile teslimiyle tamamlanır ve Ada, bir eyalet olarak Osmanlı İmparatorluğu içerisinde yerini alır. Fethi izleyen yıllarda sürgün fermanlarıyla Ada'nın hızla iskân edildiğini görürüz. Anadolu'nun belli yerlerinden gelen insanlar Ada'nın dört bir yanına yerleştirilmiş ve o gün bu gündür bu toprakları mekân tutmuşlardır. Çok geçmeden de bütün kurum ve kuruluşlarıyla burası Osmanlı İmparatorluğunun bir parçası görünümündedir.
            Kıbrıs fethinin üzerinden henüz çeyrek yüzyıl bile geçmeden Lefkoşa’da Konya’dan bu adaya gelenler tarafından Lefkoşa Mevlevihanesi kurulması Anadolu’dan gelenlerin gelenek ve göreneklerini de beraber getirdiklerinin bir kanıtıdır. Buradan hareketle Anadolu da yaygın olarak bilinen Nasrettin Hoca’nın fıkraları da bu halkla birlikte adaya taşındığını söyleyebiliriz.

           Nasreddin Hoca; sadece ülkemizde değil bütün dünyada tanınan ve bilinen, evrensel bir gülmece ustasıdır. Gerek yaşadığı döneme, gerekse çağlar sonrasına mizaha bakışıyla damga vuran Nasreddin Hoca; Akşehir ile bütünleşmiştir. Kıbrıs’ı da içine alacak şekilde Balkanlardan Orta Asya’ya kadar pek çok ülkede anlatılan Nasreddin Hoca Öyküleri; hem mizah yoluyla toplumsal konulara eleştiri getirip, çözümler önermesiyle, hem de hoşgörü, kardeşlik, barış, iyimserlik mesajları taşımasıyla tüm Nasreddin Hoca; sadece ülkemizde değil bütün dünyada tanınan ve bilinen, evrensel bir gülmece ustasıdır.
           Nasreddin Hoca fıkraları pek çok ülkenin yazılı edebiyatında karşımıza çıkmaktadır. Çoğunlukla nesir şeklinde yer alan bu fıkralar bazı ülkelerde o ülkenin yazarları tarafından manzum şekline getirilmiştir. Kıbrıs Edebiyatında Nasreddin Hoca fıkraları genellikle şiir şeklinde yer almıştır.
          1571 yılında Kıbrıs’ın Osmanlılar tarafından alınması üzerine Anadolu’dan yıllar içerisinde çeşitli şekillerde göçlerle Kıbrıs’a insanlarımız yerleşmiş ve oradaki insanlarla kültürel ilişkilerde bulunmuşlardır. Sözlü edebiyatla Rumlara geçen Nasreddin Hoca fıkraları Kıbrıs’ta Türkçe ve Rumca anlatılmıştır. Daha sonraları Kıbrıslı yazar Oğuz Yorgancıoğlu tarafından Türkçeye kazandırılan Nasreddin Hoca İle İlgili Bir Rumca Kitap: Manzum (Ölçülü Şiir) Hikayeler Nasreddin Hoca kitabında Rumca şiirler yer almaktadır. Daha sonra Kıbrıs Şiiri Antolojisini hazırlayan ve çeviren Mehmet Yaşın, Adam Yayınları tarafından 2005 yılının ekim ayında çıkan Kitabında Nasreddin Hoca fıkralarını Rumca ve Türkçe şiirler halinde yer vermiştir. Burada yer alan şiirsel Nasreddin Hoca fıkralarına Rumca ve Türkçe bir örnek verelim:

HOCA İLE YÜZLÜK İHTİYAR
Oturmuş tartışıyorlardı hararetle
Hepsi köy kahvesinde,
Öyle bir meseleye çözüm arıyorlardı ki,
Ne kadar tartışsalar da nafile.
Hiç olur çocuk yapsın
Yüz yaşındaki adam?
Evet olur! İyi saatte olsun
Yapmıştı ya bizim imam

Olur diye haykırıyor çoğu,
Ötekiler tersine gidiyor: Ne aptallık!
Meyve vermez ağaca benzetir insanoğlunu
Gün be gün yaşlılık.

Tam bu esna da,
Kapıda görünür Nasreddin Hoca
Yüzünde hınzırca bir tebessüm
Sorar ki öğrensin, oluyor, davanız ne.
Sen ki pek bilge bir kişisin
Derler ona, doğurgandır aklın da,
Bir bakışta çözersin,
Kaç ceviz var bir sakkullâda

De bakalım bize fikrin ne bu hususta,
Yaşını başını alınca bir adam
Hele de yüz yaşına basınca,
Çocuk yapabilir hâlâ
Yapar bal gibi yapar
Der Hoca, En mühimi ama,
Bu iş öyle lafla olamayacağına göre
Genç olsun icap eder komşusu da !

Kıbrıslı Rumcasıyla Söyleniş

O HOCAS KE O EKATOHRONİTİS
Mestu horyu ton kefene
Kathontane ke sizitusan
Pano afto to zitima, Ki
alli abantusan:Ti vlakia!
Akarpo dhentro ine o kathis,
Se detya megali ilikia.

Ma ksefnika tin or aftin,
O Nasr-el-din o Hocas mbeni
Ke mena yelio boniro
Zita na mathi ti simveni

esi bu kseris da bolla,
Tu len, io nus su katevazi
Ke vriskis mena kitagma,
Bosa garidhya o sakkos vgazi?

Bez mas libon ti gnomi su:
O anthropos odan yerasi
Ke yini hronon ekado
Mbori bode pedhi na fras;

Mbori, ne, ke kalombori,
Dus lei oHocas, ke spudheos
Dhen ine o lagos, fisiga!
O yidonas du, an ine neos.
Bu na to lisun dhen mborusan

Anthropos ekato hronon,
Mbori bode pedhi na kami?
Ne kali ora san ki afton
Ton yerontako mas imami?

Malista, fonazan bolli,

        
              Kıbrıslı Türk Şair Kutlu Adalı, 1971 yılında Nasreddin Hoca ve Kıbrıs şiir kitabını yayınlar. Şair bu kitabında Kıbrıs ta yaşananları, Nasreddin Hoca fıkralarına dayanarak okuyucularına anlatmaya çalışmıştır. Yani Kutlu Adalı, Nasreddin Hoca fıkralarını savunma aracı olarak kullanmıştır.
          Pek çok Nasreddin Hoca fıkrasının manzum olarak yer aldığı Nasreddin Hoca ve Kıbrıs kitabında önce Nasreddin Hoca fıkrası şiirsel bir dille anlatılıyor ve daha sonra Kıbrıs ta yaşananlarla ilgili benzetmeler yapılıyor. İşte bi örnek şiir;


HOCA İLE EŞEĞİN SEFASI
Hoca eşeğe ters binmiş gider
Tüm çocuklar ardına düşmüş
Haline güler
-A hoca efendi bu halin ne
Eşeğe binilir mi hiç böyle?
Eşeğe ters bindiğini Hoca da bilir.
Ama olan oldu artık
Yanlış ayak bastı üzengiye
Ters oturdu
Yular yerine de eliyle
Eşeğin kuyruğunu tuttu
Baktı ki bu haliyle Hoca
Çocukların maskarası oluyor
Başlamış gülsün şeytanca
-Eşeğe doğru binseydim eğer çocuklar
Hepiniz arkamda kalırdınız
İstedim ki yüz yüze olalım
Ben sizi göreyim siz beni
Konuşa güle böyle gidelim
Arkamda ne olup bitiyor göreyim.


Bu öyküden esinlenerek
Biz de papazı bindirelim ters eşeğe
Ve Hoca sorsun Papaza
-A Papaz efendi bu halin ne
Neden eşeğe ters bindin böyle?
Ve Papaz yanıt versin Hocaya
-Arkamda kalanları göreyim diye
Ve Papazın ardında kalanlara bakalım:
Yerde yatan ölüler
Yıkılmış yanmış evler
Kan, barut, silah, bomba
Eoka, tedhiş, terör, suikast
Korkunç Akritas Planı
Parçalanmış , bölünmüş, parsellenmiş Kıbrıs
Ağlayan halk gülen çıkarcılar.


           Kıbrıs Türk Edebiyatında Nasreddin Hoca fıkralarını manzum halinde yayınlayan şairlerden biri de Şinasi Tekman’dır.
          M.Şinasi Tekman,1933'de Yiğitler köyünde doğdu. L.T.L den sonra Güzelyurt Öğretmen Kolejinde okudu. İlkokul öğretmenliğinden sonra 1956-1958' de İngiltere King Alferds Kolejinde eğitim gördü. Köylü gazetesi ile onun ardından gelen birçok gazetede makaleler yazdı. Çardak, Çevre gibi dergilerde şiir ve öyküler yayınladı.Eserleri:Haydan Gelen Huya Gider (Oyun 1952), Nasreddin Hoca Şiirleri (1954), Atatürk Çocuklarına Şiirler (1855), Yeşilada ağaç, Orman Şiirleri (1957).
Tekman ın 1954 yılında yayınladığı Nasreddin Hoca Şiirleri kitabında serbest ölçülerde Nasreddin Hoca fıkralarını manzum şekle getirmiştir. Genellikle fıkraların sonunda o fıkranın vereceği dersle ilgili olarak küçük yorumlar eklemiştir. Bunu şu şiirinde de görüyoruz.


RÜŞVETÇİ KADI
Babadan kalma bir mal için
Kadıdan ilâm alması gerekiyordu Hocanın
Fakat adı rüşvetçiye çıktığından
Herkes gibi Hoca da çekiniyordu kadıdan
Rüşvetçiden korkulur mu demeyiniz
İlâmsız iş yapılmayacağına göre
Köpeksiz köy bulmuş değneksiz yürüyen
Bal tutan parmağını yalar sözünü
Kötü anlamda kendine ilke edinen
Adı kadı ruhu cadı pis rüşvetçiden
Kim korkmaz namusuyla geçinen

Fakat namussuzluk yapacak kadar cesur olan çıkar da
Namusuyla hakkını arayan cesur namuslular çıkmaz mı?
Çıkmaz olur mu hiç elbette çıkardı
Ne var ki namussuz kadı onları
Bu gün git yarın gel diye diye
Hiç acımadan inatla bir yıl uğraştırırdı.
Fakat namusundan ödün vererek
Yedirip içirtmeyi becerenlere
Armağanlar yollayıp rüşvet verenlere
Bir gün iş çıkartıp ilam verirdi.
Dediğimiz gibi doğru yoldan iş yürütmek isteyenleri de
Altı ay sonraya ertelerdi
Altı ay sonrasında ise
Ya altı ay sonraya yol görünürdü
Ya da dosya hasıraltı oluverirdi.
Bizim Hoca işte tam bu sıralarda
Bu gaddar kadının eline düşmüştü.
Mahkemeye gidip boş dönmektense
Adalet kapısını kirletmiş olan
Rüşvetçi kadıya oyun içinde oyun kurar
Bir çömlek balla yanına çıkar
Uzatmayalım sözü kadı görünce balı
Hiç bekletmeden Hocayı verir ilâmı
Burnundan süzülüp midesine inen
Mis gibi bal kokusunun iştahıyla
Eve koşar açgözlü rüşvetçi kadı
Hemen sofraya kurulur balın başına çöker
Hanımına çalımla şöyle emreder:
Sofraya başka yemek istemem
Ben bu mis kokulu baldan yiyeceğim
Mideme bugün bayram ettireceğim
Bu iştahla daldırır kaşığını bala
Fakat kaşığı bulaşır birden
Kapkara bir balçığa
Öfkelenir küplere biner
O hırsla adamına şöyle emreder
Çabuk koş Hocayı bul ilamı al gel
Sabah verdiğim ilamda yanlışlık oldu düzelteceğim

Düzelttikten sonra geri göndereceğim
Adam hemen gider Hocayı bulur
Hoca efendi der kadı selam ediyor
İlâmının bir yerinde bozukluk varmış
Veresinde doğrultacakmış
Hoca kadıya verdiği dersin sevinciyle güler
Adalete gölge düşüren kadıya
Haddini bildirmiş olmanın gururuyla
Şöyle hitap eder
Kadı efendiye benden selam söyle
Bozukluk ilamda değilmiş
Bal çömleğindeymiş deyiver

*
İşin başı kadı kime anlatır halini deme
Rüzgâr böyle eserse balta böyle keserse
Rüzgâra tüküren tükürür kendi yüzüne
İşte rüşvetçi kadı da böyle olur
Bal yerine balçığa boğulur
En sonunda Konya dan kovulur


           Nasreddin Hoca Fıkralarının Kıbrıs ta sevilmesine katkı koyan Kıbrıslı Türk Şairler’den biri de Bener Hakkı Hakeri’dir. Bener Hakkı Hakeri,1936' da Limasol' da doğdu. L.T.L.' de okudu. Bir süre ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra İÜ. Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi ve Bekirpaşa Lisesi’nde felsefe öğretmeni olarak çalıştı. ''Kaynak," "H "gibi dergiler çıkardı. Kemal Deniz'in yayınladığı Köylü Gazetesi’nde yazılar yazdı. Ardından birçok gazetede sanat ve politika üzerine yazılar yayımladı. Halen Kıbrıs Postası Gazetesinde yazıyor.
           Eserleri: Lefkoşa'nın Fethi (1956), Şiirlerle Nasreddin Hoca (1956), Aşkolsun Aşka (1962), Limasol Türk Savunması (1964), Limasol'da İkinci Plevne Savunması (1965), İnsan Niçin Okur? (1979), Kıbrıs'ta Halk Ağzından Derlenmiş Sözcükler Sözlüğü (1982), Kıbrıs'ta Tarihi Eserler (1983,) Kıbrıs Tarihi (1985)
Şiirlerle Nasreddin Hoca kitabını 1956 yılında yayımlayan şair, daha sonraki yıllarda edebiyatın hemen her dalında eserler verecek ve 'kültür adamı' kimliği ağır basacaktı.


HOCA İLE YAHUDİ
Bir gün hoca gezerken kırlarda
Birisine rastlamış ansızın
Köye giden yolda.
Yabancı selam verip Hoca ya,
Yaklaşmış yanına hemen,
Başlamış ona konuşmağa.
Anlamış Yahudi olduğunu,
Konuşmasından belli, Yahudi,
Anlamayacak var mı bunu?
Demiş ki Yahudi Hoca ya,
Sen yerlisin, sevilirsin,
Bak bir küçük iş bul bana.
Hoca demiş Nasıl bir iş bulayım,
Sen iyi bir adama benzersin,
Varıp bir arayayım.
Yahudi: isterim ticaret yapayım,
Beş paralık bir maldan hem yeyim,
Hem de beş para kazanayım.
Hoca: Beş paraya bir işkembe alırsın
İçini temizler ya yer ya da atarsın,
Sonra onu on paraya satarsın.
Yahudi duyunca bunu
Demiş: geçmeyecek Yahudiliğim,
Geri dönüp tutmuş dağın yolunu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder