20 Şubat 2014 Perşembe

N. HOCA’NIN HANIMININ YÜZ ALTINLIK NASIHATI (DUASI)



Nasreddin Hoca’nın hanımının nasihati Saltukname’de yer almaktadır.
Önce Saltukname hakkında özet bilgi verelim: Yazarının adı Ebül-Hayr-ı Rumi. Fatih Sultan Mehmed'in oğlu Cem Sultan tarafından görevlendirilen yazar, ünlü Bektaşi dervişi Sarı Saltuk'un yaşam öyküsünü derleyebilmek için Anadolu ve Rumeli'de yaklaşık 7 yıl dolaşır, rastladığı hemen her insandan rivayet derler, notlarını düzenler, kitap haline sokar ve finansörü şehzade Cem Sultan'a sunar. Eser, Arap harfleriyle Türkçe yazılmış. Şükrü Haluk Akalın Latin harfleri'ne çevirmiş, Kültür Bakanlığı da 1988'de 3 cilt olarak basmıştır.
Nasreddin Hoca’nın hanımının nasihati Saltukname’nin 2. Cilt 181 ve 182. sayfalarındadır. Burada Akşehir’e gelen kitabın kahramanı Sarı Saltuk, Nasredddin Hoca’nın kapısını çalar. Fakat Nasreddin Hoca, Sivrihisar ve Karahisar’a gitmiştir. Kapıyı hanımı açar. Sarı Saltuk, Hoca’yı sorar ve ondan nasihat(dua) isteyeceğini belirtir. Hanımı Hoca’nın evde olmadığını isterse kendinin ona nasihat verebileceğini söyler. Sarı Saltuk kabul eder ve bunun üzerine Nasreddin Hoca’nın Hanımı şunları söyler:
“Nasihat budur kim evvela bu dünyada fâsık, fâcir, fâsid ile alaka eyleme ve dahi yâd kişiye kendüni sakınasın ve hem dahi malunı inanma  ve hem avratlarla maslahatta/ meşveret idüp anlara raz virme ve dilünden tevbe ve istiğfarı koma  ve kendüne nefsüne  ne sanursan her mümine anı sanasın. Allah’dan korkup ve Resûl’den utanasın ve âhiret içün bunda amel-i ahsen idesin. Dâhi yaramazlıklardan kaçasın. Yaramazlık itmeyesün, yazamazdan sakınasın, kim gönlün kararmaya  tâ mükâşefe her dem sana zâhir olup sırra vâkıf olasın. Âyine-i dilde Hakka müşâhid idesün” didi.

Bugünkü dille:
“Nasihatim budur ki, evvela bu dünyada günahkâr, zina yapan ve yalancı, kötü ve arabozucu kimselerle ilgilenme ve arkadaşlık etme. Yabancı kişilerden kendini sakın ve malına fazla güvenme. Kadınlara önemli işlerde/onlara danışıp onlara sır verme. Dilinden tövbe ve istiğfarı eksik etme. Kendi nefsin için ne istiyorsan her mümin içinde onu iste. Allah’tan korkup ve Resul’den utanasın. Ahret için bu dünyada salih ameller yapasın. Yaramazlıklardan kaçasın ve başkalarına yaramazlık etmeyesin. Okur-yazar olmayandan yani cahilden sakınasın. Her zaman gönlün kararmaya başladığında ilahi sırlar sana görülsün ve onları bilesin. Dilinin aynası (göstergesi)  Hakkı göstersin” dedi.
            Bu duayı(nasihati) dinleyen Sarı Saltuk çok heyecanlandı ve Nasreddin Hoca’nın  hanımına yüz altın verdi ve gitti.

9 Şubat 2014 Pazar

HER NASREDDİN BİZİM HOCAMIZ DEĞİLDİR




Günümüzde tarihi bir kaynakta Nasreddin veya benzeri bir adı bulan herkes hemen halk filozofu Nasreddin Hoca budur diye ortaya çıkmaktadır.
 Oysa Hoca'nın yaşadığı dönemde Anadolu'da “Nasreddin” yahut “Nasıruddin” ismi çok yaygındı. Buna, menkıbelerin asıl Nasreddin Hoca'nın tarihi kişiliğini örtmesi gibi başka sebepler eklenince Hoca, zaman zaman başka Nasreddinler'le karıştırılmaktadır. Gerçekten de Nasreddin Hoca’nın yaşadığı o dönemde çok sayıda Nasreddin ve benzer ismi taşıyan kişiler bulunmaktadır. İşte bu kişilerden bazıları:
1-Nâsıruddin Berkyarukşah: Anadolu Selçuklu Sultanı İzzettin Kılıçaslan'ın oğludur. II. Kılıç Arslan 1186'da ülkesini 11 oğlu arasında paylaştırırken Nasreddin Berkyarukşah’a Niksar’ı verdi.
2-Nâsuriddin Nasrullah b. Kuh Arslan: II.Keykavus'un 1261'de Baybars'a gönderdiği elçidir.
3-Nâsuriddin Oğulmuş: Baybars'ın 1261'de II. Keykavus'a yardım için gönderdiği silahtardır.
4-Nâsıruddin Abdulcebbar: II. Gıyasettin(1237-1246) zamanında takva sahibi olarak bilinen bir ediptir.
5-Nâsuriddin Ali: Sultan Alâeddin(1221-1237) döneminde çâşni-girdir. Çâşni-gîr, eskiden saraylarda yemeklerin tadına bakan kimse, sofracıbaşı, aşcıbaşıdır.
6-Nâsuriddin Osman: Malatya'da Seyfeddin Sungur mahallesinde imamlık, Larende'de kadılık yapmıştır.
7-Nâsuriddin Nusret İnanç: Konya'da “Divan-ul-Hakem”lik yapmıştır.
8-Nâsuriddin Çelebi: Meşhur bir zengindir.
9- Yavlak Arslan Oğlu Nasuriddin: Sahip Ata'nın vezirlerindendir. Selçuklu Devleti'nin uç beyliği olan Çobanoğlu Hükümdarı olan Muzaffereddin Yavlak Aslan’ın oğludur. Selçuklu Şehzadesi 2. Mesut'un(1301-1308) hükümdarlığa gelmesinde etken olan Yavlak Aslan'ın oğlu Nasuriddin'in, 2. Mesut'un yanında Maliye Bakanı(Müstevfi) olarak çalıştı.
10- Nasuriddin Tûsî: 1201 ile 1274 yıllarında yaşamış Fars bilgini, islam filozofudur.
11- Nasurid-din Mahmud:1227-1229 yılları arasında Yeni Delhi Sultanlığını yapmıştır.
12- Nasreddin Mahmut b. Ahmet el-Hoyi: Ahilik teşkilatını kuran Ahi Evren olarak bilinir. 1171’de Azerbaycan’ın Hoy kentinde doğdu. Anadolu’ya geldi. Moğollar’a karşı direndiği için Kırşehir’e sürüldü. Burada vali tarafından 90 yaşlarındayken öldürüldü.
13- Tabettin Hasan Nasreddin Ali: Denizli Türk beyi tarafından 1261’de Ladik ve Honaz emimi olarak gönderilen Tabettin Hasan Nasreddin Ali, Sahip Ataoğulları'ndandır. 1277’de Cimri İsyanı'nda öldürülmüştür.
14- Nasreddin Muhammed: Kudüs’ü alan Selahattin’in kardeşi Şirkuh’un oğludur. 1193’de Zümrüt Hatun ile evlendi.
15-Nasreddin: Seferîler veya Saffârîler,  İran'ın güneydoğusu ile Afganistan'ın güneybatısında yer alan Sistan'da kurulmuş bir hanedandır. Bu hanedanı Nasreddin (1254-1328) yılları arasında yönetmiştir.
16-Melik Nasreddin Mehmed: 1174-1185 yılları arasında Saltuklu beyliğini yapmıştır.
17- Malik Mansur Nasreddin bin Aziz: 1198-1200 döneminde üçüncü Eyyubiler Mısır Sultanlığı maliki görevi yapmıştır.
18-Nasreddin Muhammed: Diyarbakır’daki Artuklu Beyliği’ni 1200-1222 yılları arasında yönetmiştir.
19- Nasreddin Mahmud:  1234 yılında son Musul Atabeyidir.
Ayrıca Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu Kutalmış Oğlu Süleyman Şah'ın, tarihçi İbni Bibi'nin ve yaklaşık 20 tarihi kişiliğin daha şeref adı Nasırüddin'dir. 
Bu da gösteriyor ki Nasreddin Hoca’nın yaşadığı dönemde bu isim yaygındı. Ancak İ. Hakkı Konyalı: "Türk'ün iç benliğinde bir varlık olan Hoca'mızın adı ne Nâsıruddin, ne Nasirüddin, ne de Nüsatüeddin'dir Halen dilimizde yaşadığı gibi "Nasreddin"dir. Kendisi gibi türbesi ve mezarıda tektir. Adının "Nasreddin" olduğundan hiç şüphe yoktur."şeklindeki açıklaması bu tartışmalara nokta koymaktadır.

“NASREDDİN HOCA FIKRASI BİLMEYEN TÜRK SAYILMAZ”




Nasreddin Hoca’ya pek çok millet sahip çıksa da o Türk milleti ile özdeşleşmiştir.  Pek çok ülkede Nasreddin Hoca anılınca gülümseyen kişilerin aklına hemen Türkler gelmektedir.
Nasreddin Hoca yalnız Türkiye sınırları içerisinde değil, bütün Türk dünyasında, Özbekler, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Doğu Türkistan, Başkurdistan, Tataristan, Azerbaycan, Kırım ve Balkan Türkleri arasında, Uygurlar, Nogaylar, Karaçaylar, Malkarlar, Hakaslar, Altay Türkleri, Saha Türkleri arasında gayet yaygındır.
Nasreddin Hoca’nın fıkraları İran’da, Çin’de, Japonya’da, Tayland’da, Fransa, Almanya, İngiltere, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri’nde defalarca basılmıştır. Onun dünyaca ün yaptığını anlayabilmek için şu örneği göstermek sanırım yeterli olacaktır.
Amerika Birleşik Devletleri’nde Colorado Eyaleti’nin Pueblo şehrinde, İlahiyat mezunu olmasına rağmen ateistlik nedeniyle papazlık yapmayan, bir üniversitede Piyano ve Klasik Müzik öğrenimi görmekte olan 36 yaşındaki Ralph G. Stevenson adında bir Amerikalı öğrenci, Türkiye YÖK tarafından gönderilen Türk öğrenciler arasında bulunduğu sürece onlardan son derece hayranı olduğu Nasreddin Hoca’nın fıkralarını öğrenme çabası göstermiştir. Dahası var. Nasreddin Hoca’dan bir veya birkaç fıkra  bilmeyenleri Türk saymayacak kadar ileri gitmiştir.
Ralph Stevenson daha sonra 48 adet Nasreddin Hoca fıkrasını İngilizceye çevirerek kaleme almıştır. Aralarında “Nasreddin Hoca, İsaac Newton ve Hayırsız Elma”, “Nasreddin Hoca ve Kapitalizm” gibi makaleler yazmıştır.
Nasreddin Hoca fıkralarının çeşitliliğine, derinliğine hayat felsefesine hayran olan kimseler bir yandan Hoca’nın fıkralarının yayılmasına, öte yandan da onlara benzerlerini, kendi kahramanlarına mal edindirme yoluyla Hoca’nın dünya kültürü üzerine etkisini taşımış olmaktadırlar.
Nasreddin Hoca fıkralarını kendi kahramanlarına mal etme Balkan ülkeleri olan Bulgaristan’da, S ı r b i s t a n ’ da, Makedonya’da v.s. ülkelerde daha çok göze çarpmaktadır.
 Nasreddin Hoca, Ralph Stevenson vasıtasiyle Amerikalılara kapitalizmin ne demek olduğunu öğretir, der ki:
 “-A be çocuklar, mutlu ve mutmain olmalısınız. Çünkü kapitalizm, parasını ödediğinize sahip olduğunuzdur.”
Kaynak: Dr. Sabri Alagöz. Nasreddin Hoca’nın Hayat Felsefesi Ve Bulgar Aydınları. Kırcaali Gazatesi


N. HOCA’NIN HANIMININ YÜZ ALTINLIK NASIHATI (DUASI)



Nasreddin Hoca’nın hanımının nasihati Saltukname’de yer almaktadır.
Önce Saltukname hakkında özet bilgi verelim: Yazarının adı Ebül-Hayr-ı Rumi. Fatih Sultan Mehmed'in oğlu Cem Sultan tarafından görevlendirilen yazar, ünlü Bektaşi dervişi Sarı Saltuk'un yaşam öyküsünü derleyebilmek için Anadolu ve Rumeli'de yaklaşık 7 yıl dolaşır, rastladığı hemen her insandan rivayet derler, notlarını düzenler, kitap haline sokar ve finansörü şehzade Cem Sultan'a sunar. Eser, Arap harfleriyle Türkçe yazılmış. Şükrü Haluk Akalın Latin harfleri'ne çevirmiş, Kültür Bakanlığı da 1988'de 3 cilt olarak basmıştır.
Nasreddin Hoca’nın hanımının nasihati Saltukname’nin 2. Cilt 181 ve 182. sayfalarındadır. Burada Akşehir’e gelen kitabın kahramanı Sarı Saltuk, Nasredddin Hoca’nın kapısını çalar. Fakat Nasreddin Hoca, Sivrihisar ve Karahisar’a gitmiştir. Kapıyı hanımı açar. Sarı Saltuk, Hoca’yı sorar ve ondan nasihat(dua) isteyeceğini belirtir. Hanımı Hoca’nın evde olmadığını isterse kendinin ona Nasihat verebileceğini söyler. Sarı Saltuk kabul eder ve bunun üzerine Nasreddin Hoca’nın Hanımı şunları söyler:
“Nasihat budur kim evvela bu dünyada fâsık, fâcir, fâsid ile alaka eyleme ve dahi yâd kişiye kendüni sakınasın ve hem dahi malunı inanma  ve hem avratlarla maslahatta/ meşveret idüp anlara raz virme ve dilünden tevbe ve istiğfarı koma  ve kendüne nefsüne  ne sanursan her mümine anı sanasın. Allah’dan korkup ve Resûl’den utanasın ve âhiret içün bunda amel-i ahsen idesin. Dâhi yaramazlıklardan kaçasın. Yaramazlık itmeyesün, yazamazdan sakınasın, kim gönlün kararmaya  tâ mükâşefe her dem sana zâhir olup sırra vâkıf olasın. Âyine-i dilde Hakka müşâhid idesün” didi.

Bugünkü dille:
“Nasihatim budur ki, evvela bu dünyada günahkâr, zina yapan ve yalancı, kötü ve arabozucu kimselerle ilgilenme ve arkadaşlık etme. Yabancı kişilerden kendini sakın ve malına fazla güvenme. Kadınlara önemli işlerde/onlara danışıp onlara sır verme. Dilinden tövbe ve istiğfarı eksik etme. Kendi nefsin için ne istiyorsan her mümin içinde onu iste. Allah’tan korkup ve Resul’den utanasın. Ahret için bu dünyada salih ameller yapasın. Yaramazlıklardan kaçasın ve başkalarına yaramazlık etmeyesin. Okur-yazar olmayandan yani cahilden sakınasın. Her zaman gönlün kararmaya başladığında ilahi sırlar sana görülsün ve onları bilesin. Dilinin aynası (göstergesi)  Hakkı göstersin” dedi.
            Bu duayı(nasihati) dinleyen Sarı Saltuk çok heyecanlandı ve Nasreddin Hoca’nın  hanımına yüz altın verdi ve gitti.