17 Ocak 2017 Salı

Evliya Çelebi’ye Göre: NASREDDİN HOCA TİMUR HANLA RUS SEFERİNDE


            Timur, Altın Orda Devleti yöneticisi Toktamış Han’a karşı sefere giderken yanında götürdüğü ulemadan biri de Molla Nasreddin-i Akşehri idi.
             Altın Orda bir Türk-Moğol hanlığı idi. Cengiz Han oğlu Cuci Han’ın oğlu olan Orda Han tarafından Balkaş ve Aral gölleri arasında ve Seyhun ırmağının güneyindeki yerlerde kurulmuştur. Toktamış Han, 1380’de Timur’un desteği ile tahta çıkarak Altın Orda devletini güçlendirdi ve ülkenin topraklarını genişletti. Ancak Timur’a ait topraklara saldırınca Timur’la araları bozuldu ve Timur bu ülkeye iki sefer düzenledi. İlk sefer 1391 yılında yapıldı.
            1395’de yapılan ikinci seferde Terek Nehri üzerinde iki taraf yeniden çarpışmaya girdi. Çarpışmada galip gelen Timur ordusu, kuşatmaya devam ederek Altın Ordu’nun Saray, Astrahan, Azak v.b. önemli şehirlerini yağmaladı. Timur, Orda’nın Volga nehri yakınındaki topraklarını talan ederek kuzeye doğru ilerledi ve az sonra onun öncü birlikleri Rus sınırlarına vardılar.
            Timur’un askerleri, Rus ve Orda şehirleri arasında bir ayrım yapmadan yıktılar ve Ryazan Knezliği tarafındaki Yelets şehrini yaktılar. 
            Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde;
“Kafirsitan kavminin şehri olan Mujik vilayeti geçmiş zamanda Cengiz Han asrında Ulu Nogay, Yamanca Nogay, Urumbet Nogay ve nice yüz adet Nogay kavmi bu şehir içinde ve çevresi olan büyük Heyhat’ta yaşamışlardı.
Timur Han gelip burayı harap edip Moskova Kralını dahi hükmüne boyun eğmeye murat edindiğinde gördü ki burasının gecesi çok az,  iki saatten az bir zamanda sabah olup Hak Teâlâ’nın beş vakitten biri olarak farz eylediği yatsı namazına vakit yok.
 "-Bu diyârda ne kârım vardır" diyen Timur Han, Molla Nasreddin-i Akşehri ve diğer ulemalar ile belli bir konuda hüküm verme üzerine açık düşüncelerle tartışırken bir Tatar gelip
 “-Hân’ım İdil nehri bu gece dondu” diye haber getirdiğinde hemen Timur Han İdil nehri buzlarını aşıp üzerinden geçerek geriye döndü. Bu Mujik şehrinden içeri Moskova’ya girmedi. Döndü ve gitti. Amma Mujik şehri uzun zaman harabe halinde yattı ve daha sonraları Moskova krallarından Serbaniska isimli kral burasını iyi bir şekilde imar eder.”
            Nasreddin Hoca’nın Yıldırım Bayezid ve Timur devrinde yaşadığını iddia eden Evliya Çelebi, burada Nasreddin Hoca daha genç bir molla iken Timur’un uleması içesinde yer aldığını ve Akşehirli olduğunu belirtmektedir.  Ayrıca Evliya Çelebi, Nasreddin Hoca’nın düşüncelerini Timur ile açık açık tartıştığını yazmaktadır. Ancak o tarihlerde Anadolu’ya gelmeyen Timur ile Akşehirli Molla Nasreddin’in nasıl bir araya geldiği hakkında Evliya Çelebi herhangi bir bilgi vermez.
            Kaynaklar;
            Kotak İsmet Moskova Knezlığı’nın Bağımsızlığa Geçişinde Türk-Moğol Dünyasının Rolü http://mku.dergipark.gov.tr/download/article-file/173052
            Günümüz Türkçesi ile Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Yapı Kredi Yayınları


Evliya Çelebi’ye Göre: NASREDDİN HOCA TİMUR’A SIVAS’IN HESABINI SORUYOR


            Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde; Timur’un Sivas’ta yaptığı katliamı anlatırken o zaman sohbet arkadaşı olan Nasreddin Hoca’nın nedenlerini Timur’a sorduğunu belirtiyor.
             1400 yılında büyük bir ordu ile Anadolu’ya giren Timur, Erzincan üzerinden 180.000 kişi ile Sivas’ı ansızın kuşattı. Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Şehzade Emir Süleyman kuvvet getirmek amacıyla şehirden çıktı. Kuşatılan şehre dışarıdan top ve mancınık yağdırıldı, surlara lağım atılarak büyük gedikler açıldı.
            Sivas valisi Şehzade Süleyman kenti terk ettikten sonra Timur’dan hiç kan akıtılmayacağına dair söz alan kale komutanı şehri Timur’a teslim etti. Timur güya verdiği söze bağlı kalarak hiç kan akıtmadı. Kale savunmacılarını diri diri hendeklere atarak, üzerlerini toprakla doldurup öldürttü. Timur, Sivas’ta bakım evlerinde bulunan cüzamlıları Türkistan’da bilinmeyen bir hastalık olduğundan askerleri arasında yayılmaması için imha etti.
            Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bu olayı şu şekilde anlatmaktadır:
            “Daha sonra ( ---) tarihinde Osmanoğulları'ndan Yıldırım Bayezid Han Türkmenler elinden feth etti. Daha sonra Osmanlılar üzerine Timur Han yürüyüp Sivas üzerine geldi. 40.000 ebced (alfabe) okuyan yetişmemiş küçük çocukların boyunlarına Kelam-ı izzetlerini (Kur’an*ı Kerim) asıp Timur'u karşılamaya çıktıklarında hemen Timur Şah bu erişmemiş çocuklar üzerine at sürdü. Tamamı Timur askerlerinin atlarının nalları altında bu 40.000 masum çocuklar yerlere serilip toprağa bulandı. O saat Sivas halkından 70.000 adet alim, salih ve yaşlı başlı musannif ve mü'ellif adamları göz açıp kapayıncaya kadar kılıçların dişlerinden geçirip yedi günde Sivas Kalesi'ni yerle bir etti ki hala yıkıntıları bellidir. İnsanların dilinde meşhur sözdür ki "Sana bir iş edeyim ki Timurlenk Sivas'a etmemiş ola" diye atasözü olmuştur.
            Sözün kısası, Nasreddin Hoca eşkıya Timur'un has nedimi (sohbet arkadaşı) olduğundan konuşma sırasında Timur'a,
            "Sultanım, Niçin Sivas'ta 40.000 çocuğu Kelam-ı izzetleriyle Tatar atlarının ayaklarının altına atıp 70.000 Tanrı mahluku temiz ve dindar kimseleri katlettiniz?" deyince,
            "Vallahi efendi! Sivas kavmi mezhepsiz olup 'Kur' an-ı azim sümme haşa mahlukdur' diye mensuh (hükmü kaldırılmış) ayetlere nazire ayet ettiklerinden başka yedi ayet şekilli uydurma kelamlar eklediklerinden çocuklarının boğazındaki Kelam,
izzetlikten çıkmış idi. Genellikle o çocukları veled-i haramlar idi ve ihtiyarları tamamen Şii, Mu'tezili, Hurufi, Cebri ve Kaderi-mezhep olmuşlardı. Alemi ıslah için Tanrı'nın ilhamı ile Hazret-i Hızır'ın vesileleriyle bütün küçük evlatlarını ve sakallılarını kırıp şehirlerini harap ettim, ama Nasreddin Hoca senin şehrini sana bağışladım, korkma harap etmem" der.”
             Evliya Çelebi bütün bunları yazarken tüm batılı tarihçilerde  kale surlarında çatışma sürecinde çok fazla direnen 4000 kadar Ermeni sipahiyi dev hendeklere atarak üstünü örttü ve onları kan dökmeden öldürdü. “Sivas’ta alimleri ve  70 bin kişiyi öldürdü” diyenlere ise, o dönemde Sivas’ın nüfusunun en abartı tabirle 15 bin olduğunu da hatırlatalım. Ayrıca Sivas’ta bir çeşit tahribat, bir yıkım oluşmasının sebebi de, ilk başta teslim olmayan Sivas kalesindeki şiddetli çatışmadır.   Evliya çelebi bir şehre girdiği zaman oradaki bütün anlatılan hikâyeleri yazıyordu, dolayısıyla sayılar abartılı olmakta idi. Bu abartılardan biri de Nasreddin Hoca’nın orada bulunmasıdır.
Kaynaklar;
            1-Günümüz Türkçesi ile Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Yapı Kredi Yayınları

            2-Aksak Timur, http://timuraksak.tumblr.com/post/116193292386/emir-timur-ve-sivas-timurun-tarih-boyunca  (kontrol 12.12. 2016)